Kitabı tahlil etmeden önce ilk olarak özetini yazmakta fayda var.
Kitabın ana karakteri olan Bayram Eskişehir'in Ballıhisar ilçesinde doğup büyümüştür. Öksüz ve Yetim olan Bayram'ı amcası büyütmüştür. Pekte iyi bir çocukluk geçirmeyen Bayram saygı görmek istemektedir. Bir gün köye Adalet Partisi yetkilileri Ford marka lüks bir otomobille gelir ve köy halkı tarafından çok sevilir saygı görürler. Bunu gören Bayram lüks otomobilin ona saygınlık getireceğini düşünür. Bunun üzerine yıllar sonra onu büyüten amcasını ve onu seven Kezban'ı da gözü görmez istediği lüks arabayı almak için köyden kaçar. İlk olarak Ankara'ya gider orada çalışır daha sonra arkadaşı İbrahim'e kazık atar Almanya'ya işçi olarak gider.Orada araba fabrikasında çalışır. Üç yıl sonunda istediği parayı biriktirir ve sarı mercedes alır. Arabasına o kadar düşkündür ki yolda gelirken arada sırada arabadan iner sağın solun tozunu alır daha sonra yoluna yine devam eder. Hatta arkadaşı Veli'nin arabası çok doludur arkadaşı ona yük vermek ister onu dahi kabul etmez. Kapıkule sınır kapısına gelince arabasının ve kendinin beklediği saygıyı görmediğini fark eder. Hafif bir hayal kırıklığı yaşar daha sonra yolda giderken Mercedesin yıldızı çalınır kamyonun tekerleğinden fırlayan taş ön camı çatlatır. Kamyon şoförüyle kavga eder yaralanır. Kezban'ın Beyşehirli bir balıkçıyla evlenmek üzere olduğunu duyar. Ama buna aldırış etmez arabasıyla onu görünce evlenmekten vazgeçip tekrar ona döneceğini düşünür. Tüm bu düşünceler içinde köyün girişine varır genç bir çobanla karşılaşır çoban ona tüm olan biteni anlatır. İbrahim kendisine ihanet ettiğini tüm köye anlatmıştır. Amcası ölmüştür. Köyün girişinde durur Bayram . Arabası hiç de hayal ettiği gibi değildir. Çok zarar görmüştür. Ne yapacağını bilmez kalakalır orada.
Kitabın özeti kısaca böyle bu roman edebiyatımızda ki ilk yol romanı olma özelliğini taşır.
Adalet Ağaoğlu'nun ikinci romanıdır. 12 Eylül darbesinden sonra TSK yı gözden düşürdüğü gerekçesiyle toplanır. 2 yıl sonra yazarı ve kitap serbest bırakılır.
Adalet Ağaoğlu bir söyleşide '' fazla batılılaşma '' dan yakınıyor. Aynı söyleşide çok boyutluluk ile alakalı şu görüşleri dile getiriyor ''Roman genellikle olaylarla yazılırdı ama ben öyle görmedim hiç. Mesela 'Fikrimin İnce Gülü'nün Bayram'ını yazarken, özellikle insanı bu insan yapan koşullar nedir, bunların üzerinde düşündüm. Tabii onları düşünürken ister istemez bütün boyutlar işin içine giriyor. Sanıyorum çok boyutlulukla bir meseleyi ele almak her konuda aydınlık olmayı da gerektiriyor ve orada da tek yanlı değil, ak ve kara gibi değil, çok boyutlu olunmalı.''
Biraz Bayram hakkında konuşalım. Bayram öksüz ve yetim olduğu için amcasıyla büyümüştür. İyi bir çocukluk geçirmeyen Bayram lüks bir araba sevdasına düşer. Sanırki lüks bir arabaya sahip olursa insanlar onu sever. Bu amaç uğruna her şeyi geride bırakır Almanya'ya gider bir süre sonra sahip olur bu arabaya. Vatanına geri döner köyüne Ballıhisar'a gitmek için yola koyulur.
Zaten ne geliyorsa başına Kapıkule sınırkapısını geçince gelmeye başlar. Kendi nefsinde bile üstün tutar arabasını. Nitekim yemek yemek için durduğu lokanta da arabasının başına bir şey gelir de paraya ihtiyaçları olur diye sadece çorba içiyor ve bol ekmek yiyor.
Adalet Ağaoğlu modernizimden etkilenmiş bir yazardır ve an'ların anlatıcısı olmayı hedefler.
Kitap 1987 yılında Sarı Mercedes ismiyle Tunç Okan tarafından filme uyarlanmıştır.